Prof. Dr. Aynur Özge
İnme geçiren bir yakınımız varsa, öncelikle yaşadığı felci, konuşma kaybını veya denge sorununu düşünürüz. Ancak sıklıkla gözden kaçan, sessiz bir eşlikçi vardır: baş ağrısı. Oysa bu baş ağrısı, hem hastanın yaşam kalitesini etkiler hem de altta yatan sinir sistemi değişimlerinin ipuçlarını taşıyabilir.
İnme sonrası baş ağrısı, bazı hastalarda ilk 24 saat içinde ortaya çıkar; bazı kişilerde ise haftalar hatta aylar sonra başlar. Bu ağrı, doğrudan beyin dokusundaki harabiyet, damarsal stres, inflamasyon ve sinir liflerinin duyarlılığı ile ilişkili olabilir.
Araştırmalar, iskemik ve hemorajik inmelerde baş ağrısı görülme sıklığının %10 ila %30 arasında değiştiğini gösteriyor. Kadın hastalarda, migren öyküsü olanlarda ve arka dolaşım inmesi geçirenlerde risk daha yüksek.
Bazı vakalarda migren benzeri baş ağrıları da görülebilir. Hatta daha önce hiç migreni olmayan hastalarda bile, inme sonrası yeni başlayan migren atakları gelişebilir.
Bizim klinikte, özellikle geç dönemde baş ağrısı ile başvuran inme hastalarında boyun kas gerginliği, tetik nokta hassasiyetleri ve görsel-vestibüler dengesizlik eşlik edebiliyor. Bu durumlarda BTX uygulamaları, trapezius kas enjeksiyonları ve vestibüler rehabilitasyon gibi kişiselleştirilmiş yaklaşımlar belirgin fark yaratabiliyor.
İnme sonrası baş ağrısı “önemsiz bir yan etki” değil, sinir sisteminin verdiği önemli bir mesajdır. Sessizliğini ciddiye alırsak hem hastaların yaşam kalitesini artırır hem de olası komplikasyonları önleyebiliriz.
Unutmayın: Baş ağrısı inmenin sadece öncesinde değil, sonrasında da önemlidir. Hasta yakını olarak gözlemlerinizi sağlık ekibiyle paylaşın. Tedavi sadece pıhtıyı değil, ağrıyı da hedef almalıdır.