Prof. Dr. Aynur Özge
Dünya hiç olmadığı kadar hızlı dönüyor gibi hissediyoruz, değil mi? Savaşlar, doğal afetler, siyasi gelişmeler, ekonomik çalkantılar, sosyal medya akışları… Her gün, her saat, bir şeyler oluyor.
Haberleri kaçırmamak bir alışkanlık değil artık, neredeyse bir zorunluluk gibi.
Ama bir durup düşünelim: Güncel gelişmeleri takip ederken aslında neyi kaçırıyoruz?
Belki çocuğunuzun gülümsemesini… Belki pencerenin önünde açan bir çiçeği… Belki de sadece o anın sessizliğini.
Gelişmeleri takip etmek önemli; bilgi, farkındalık getirir. Ama sürekli olumsuz haberlere maruz kalmak, özellikle ruh sağlığımız ve beyin dengemiz açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Tüm bunlar, zihni yorar, duygusal dengemizi bozar ve beyin kimyamızı olumsuz etkiler.
Yapılan birçok araştırma, kronik haber maruziyetinin anksiyete, depresyon ve uyku bozukluklarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. 2020 sonrası yapılan çalışmalar özellikle pandemi, savaş ve kriz dönemlerinde sürekli haber takibinin “headline stress disorder” adı verilen bir tabloya yol açabileceğini ortaya koydu.
Kısacası, bilgilenelim ama duygusal sağlığımızı kaybetmeden.
Bir gelişmeden haberdar olmak güzeldir ama o gelişme uğruna kendi yaşamımızı arka plana atmak en büyük kayıptır. Sabah haberi açmadan önce kuş seslerini duymayı, akşam yemeğinde ekran yerine göz göze bakmayı tercih edelim.
Dünya dönmeye devam edecek. Ama bizim yaşadığımız her an geri gelmeyecek.
Sevgili okurlar,
Güncel kalalım ama kendi dengemizi de koruyalım.
Hayat haberlerden büyüktür. Onu izlemekle değil, yaşamakla anlam kazanır.
Sağlıkla ve umutla kalın.