Çocukluk Travmalarını Atlatmak Ağrılarınızı Daha Kolay Geçirmenizi Sağlar

Çocukluk Travmalarını Atlatmak Ağrılarınızı Daha Kolay Geçirmenizi Sağlar

Prof. Dr. Aynur Özge

Bazen bedenimizin ağrıları, geçmişin gölgelerinde saklı olabilir… “Geçmiş geçti,” deriz ama bazı izler öyle derine işler ki, yıllar sonra bile kendini baş ağrısı, kas ağrısı, migren, hatta karın ağrısı gibi fiziksel belirtilerle gösterir.

Ve bilim diyor ki: Çocuklukta yaşanan duygusal travmalar, ilerleyen yaşlarda ağrı eşiğimizi düşürerek kronik ağrılara zemin hazırlayabilir.

Travma Nedir? Sadece Büyük Felaketler mi Sayılır?

Hayır. Travma her zaman büyük bir olay değildir.
Bir çocuk için;

  • Sürekli eleştirilmek,
  • Sevilmediğini hissetmek,
  • Şiddete tanıklık etmek,
  • Desteksiz kalmak,
  • Kayıp yaşamak…

…gibi durumlar da bedenin savunma sisteminde iz bırakabilir.

Çocuklukta duygularını ifade edemeyen, anlaşılmayan bir bireyin beyni, “tehlike algısını” hep açık bırakır.
Bu da ilerleyen yıllarda, ağrıya karşı daha hassas bir sistem anlamına gelir.

Beyin, Travmayı Ağrıya Nasıl Dönüştürür?

  • Travmalar beynin amigdala (tehlike merkezi), hipokampus (hafıza) ve prefrontal korteks (duygu yönetimi) bölgelerinde biyolojik izler bırakır.
  • Kronik stres hormonları (kortizol, adrenalin) sürekli yüksekte kalır.
  • Bu da beyin ile beden arasındaki ağrı düzenleyici sistemleri bozabilir.

Sonuç?

  • Daha düşük ağrı eşiği
  • Daha uzun süren ve tekrarlayan ağrılar
  • İlaçlara daha az yanıt
  • Migren, fibromiyalji, irritabl bağırsak sendromu gibi hastalıklara yatkınlık

Bilim Ne Diyor?

Araştırmalar, çocuklukta duygusal, fiziksel veya cinsel travma yaşayan bireylerde, erişkinlikte kronik ağrı yaşama riskinin belirgin şekilde arttığını gösteriyor.

Journal of Pain’de yayımlanan bir çalışmada, çocukluk çağı travmalarının sayısı arttıkça, fibromiyalji, baş ağrısı ve yaygın ağrı sendromlarının sıklığı da arttığı bulundu.

Yani travmalar sadece ruhu değil, bedeni de susuz bırakıyor.

Peki Ne Yapmalı?

  • Geçmişi konuşmaktan korkmayın. Bir psikolog ya da terapistle çocukluk izlerini çalışmak, bedeni de rahatlatır.
  • Mindfulness, yoga, nefes egzersizleri gibi sinir sistemini sakinleştiren uygulamalarla ağrılar hafifleyebilir.
  • Psikosomatik ağrıların varlığını kabul etmek, utanılacak değil, anlaşılacak bir şeydir.
  • Ağrıya sadece ilaçla değil, duygusal destekle yaklaşmak en etkili yoldur.

Sonuç: Ruhunuz Hafiflediğinde, Bedeniniz de Hafifler

Ağrının kökeni sadece kaslarda, damarlarda ya da sinirlerde olmayabilir.
Bazen ağrı, geçmişte ifade edilememiş bir korkunun, bastırılmış bir hüznün dışa vurumudur.

Ve bu yönüyle ağrı, sadece bir rahatsızlık değil…
Bir çağrıdır. “Benimle ilgilen” diyen bir iç sesin yankısıdır.

Sevgili okurlar,

Geçmişe dönüp şefkatle bakmak, bugünkü ağrılarınızı hafifletebilir.
Unutmayın: Ruhun iyileşmesi, bedenin de iyileşmesine yol açar.

Sağlıkla ve iç huzurla kalın.

avatar
Prof. Dr. Aynur ÖZGE, MD, PhD

Prof. Dr. Aynur Özge, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Nöroloji Anabilim Dalı'nda öğretim üyeliği yapmaktadır. Uzmanlık alanları arasında Algoloji ve Klinik Nörofizyoloji bulunmaktadır. Eğitimini tamamladıktan sonra akademik kariyerine odaklanarak, nöroloji alanında derinlemesine bir uzmanlık edinmiştir.