Prof. Dr. Aynur Özge
Migren yaşayan biri için ağrı bazen öylesine şiddetlidir ki, “Beynimin içinde bir şey patlıyor gibi” denir.
Peki gerçekten beyinde ne oluyor?
Migren yalnızca damarların genişlemesi değildir.
Migren yalnızca stres değildir.
Migren yalnızca psikolojik hiç değildir.
Migren, beynin ağrı düzenleme sisteminin hassaslaştığı bir nörolojik durumdur.
Gelin bu süreci birlikte, sade bir dille anlamaya çalışalım.
Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyum içinde çalıştığı bir orkestraya benzer.
Bu orkestrada elektriksel ve kimyasal sinyaller sürekli hareket halindedir.
Migrenli bireylerde bu sistem biraz daha “duyarlı” çalışır.
Yani beyin, bazı uyaranlara karşı daha hassas yanıt verir.
Işık, koku, hormonal değişim, açlık, uykusuzluk…
Migrenli beyinde bu tetikleyiciler adeta daha güçlü yankılanır.
Migren Atağı Nasıl Başlar?
Migren atağı çoğu zaman beyin sapı ve hipotalamus gibi bölgelerdeki değişimlerle başlar.
Özellikle:
beyindeki denge mekanizmaları etkilenebilir.
Ardından trigeminal sinir sistemi devreye girer.
Bu sistem, baş ve yüz bölgesinin ağrı iletiminden sorumludur.
Migren sırasında trigeminal sinir uçlarından bazı kimyasallar salınır.
Bunların en önemlilerinden biri CGRP’dir.
CGRP:
Sonuçta beyinde ağrı algısı büyür.
Aslında migren, yalnızca “damar genişlemesi” değildir.
Bu eski bir yaklaşımdır.
Bugün biliyoruz ki migren, sinir ağlarının duyarlılık kazanmasıdır.
Migren atağında yalnızca ağrı merkezleri değil,
duyusal işleme bölgeleri de etkilenir.
Bu nedenle:
Çünkü beyin, gelen bilgiyi filtrelemekte zorlanır.
Normalde önemsiz olan uyaranlar bile “yüksek sesle” algılanır.
Bazı migren hastalarında ağrıdan önce görsel değişiklikler olur:
Bu durumun nedeni, beyinde “kortikal yayılan depresyon” adı verilen elektriksel bir dalgadır.
Bu dalga beynin arka kısmında ilerlerken geçici görsel değişikliklere yol açar.
Bu süreç geçicidir, kalıcı hasar bırakmaz.
Ama yaşayana oldukça ürkütücü gelebilir.
Migrenli bireylerde ağrı kontrol sisteminin eşiği daha düşüktür.
Yani, beyin bazı uyaranlara karşı daha kolay alarm verir.
Bu durum genetik yatkınlıkla ilişkilidir.
Migreni olanların çoğu zaman ailelerinde en az bir kişide daha benzer ağrılar yaşandığını görürüz.
Ama genetik yatkınlık tek başına yeterli değildir.
Yaşam tarzı faktörleri süreci şekillendirir.
Hayır.
Migren sadece ağrı değildir.
Atağın erken döneminde:
gibi belirtiler olabilir.
Bu da bize migrenin yalnızca baş bölgesine ait bir durum olmadığını,
tüm beyin ağlarını etkileyen bir süreç olduğunu gösterir.
Bu soru sık sorulur.
Migren atağı sırasında beyinde kalıcı bir hasar oluşmaz.
Ancak çok sık atak yaşayan ve tedavisiz kalan hastalarda ağrı sistemi daha da hassaslaşabilir.
Bu nedenle erken tanı ve uygun tedavi önemlidir.
Migreni “katlanılması gereken bir kader” gibi görmek doğru değildir.
Migrenli beyin zayıf değildir.
Ama daha duyarlıdır.
Tetikleyicilere karşı alarm sistemi daha hızlı çalışır.
Bizim görevimiz bu sistemi sakinleştirmektir.
Nasıl?
Migrenin nörobiyolojisini anlamak, korkuyu azaltır.
Çünkü bilinmeyen şey daha ürkütücüdür.
Artık biliyoruz:
Migren beynin karmaşık ama anlaşılabilir bir yanıtıdır.
Ve doğru yaklaşımla yönetilebilir.