Prof. Dr. Aynur Özge
Migreni olan birçok kişi şu cümleyi kurar:
“İyi uyumazsam başım ağrıyor.”
Bir başka grup ise şunu söyler:
“Migrenim yüzünden zaten uyuyamıyorum.”
Aslında her iki ifade de doğrudur. Çünkü migren ve uyku arasında çift yönlü, karmaşık ama çok güçlü bir ilişki vardır. Biri bozulduğunda, diğeri de çoğu zaman etkilenir.
Uyku, sadece dinlenmek değildir.
Uyku sırasında beyin:
Yani uyku, beynin bakım ve onarım zamanıdır.
Migreni olan bir beyinde bu süreç daha hassastır. Bu nedenle küçük bir uyku bozukluğu bile migren atağını tetikleyebilir.
Migren yalnızca ağrı anında değil, atak öncesi ve sonrası dönemlerde de uykuyu etkileyebilir:
Özellikle kronik migreni olan kişilerde, uyku kalitesi belirgin şekilde düşebilir. Bu da yeni ataklar için zemin hazırlar.
Bilimsel çalışmalar, şu durumların migren riskini artırdığını gösteriyor:
Bu durumlarda beynin ağrı eşiği düşer; yani beyin, ağrıya daha duyarlı hale gelir.
Hayır.
Hafta içi erken kalkıp hafta sonu geç uyanmak, birçok migren hastasında atağı tetikler. Buna bazen “sosyal jet-lag” denir.
Beyin, düzensiz biyolojik saate migrenle yanıt verebilir.
Migren–uyku döngüsünü kırmak mümkündür. Küçük ama düzenli adımlar çok etkilidir:
Migreni olan kişiler için uyku düzeni, tedavinin bir parçasıdır, ek bir öneri değildir.
Şu durumlarda mutlaka değerlendirme yapılmalıdır:
Bazı uyku bozukluklarının tedavisi, migren sıklığını belirgin biçimde azaltabilir.
✨ Son Söz
Migren ve uyku arasında bir neden–sonuç ilişkisi değil, karşılıklı bir etkileşim vardır.
Bu döngüyü kırmanın yolu, uykuyu ciddiye almaktan geçer.
Unutmayalım:
🧠 Uyku, migrenli beyin için lüks değil; temel bir ihtiyaçtır.