Geçtiğimiz günlerde ellili yaşlarında bir hanımefendi geldi. Daha oturur oturmaz çantasından telefonunu çıkardı ve hafif mahcup bir gülümsemeyle şöyle dedi:
“Hocam, son zamanlarda telefonumu nereye koyduğumu sık sık unutuyorum. Bir odadan diğerine geçiyorum, neden gittiğimi hatırlayamıyorum. Acaba Alzheimer mı başlıyor?”
Bu soru, belki de nöroloji polikliniğinde en sık duyduğum sorulardan biri.
Aslında hepimiz zaman zaman benzer durumları yaşarız. Bir ismi hatırlayamayız, gözlüğümüzü nereye bıraktığımızı ararız ya da mutfağa neden gittiğimizi birkaç saniyeliğine unuturuz.
Peki bunlar gerçekten Alzheimer hastalığının ilk belirtileri midir?
Çoğu zaman hayır.
Birçok kişi hafızayı bir bilgisayarın sabit diski gibi düşünür.
Oysa beynimiz çok daha karmaşık bir şekilde çalışır.
Anılarımızı yalnızca depolamaz; onları sürekli yeniden düzenler, ilişkilendirir ve gerektiğinde geri çağırır.
Bu nedenle bazen bilgi kaybolmaz; yalnızca ona ulaşmamız birkaç saniye daha gecikir.
Hepimizin yaşadığı “Dilimin ucunda ama bir türlü aklıma gelmiyor.” hissi bunun en güzel örneklerinden biridir.
Yaş ilerledikçe beynimiz bilgi işlemeye biraz daha fazla zaman ayırabilir.
Bu tamamen doğal bir süreçtir.
Örneğin;
Ancak biraz düşündüğünüzde ya da size bir ipucu verildiğinde bilgi yeniden aklınıza gelir.
İşte bu durumların büyük bölümü normal yaşlanmanın bir parçası olabilir.
Bazen unutkanlık yalnızca bilgiye ulaşmakta gecikmek değildir.
Bilginin kendisi gerçekten kaybolmaya başlayabilir.
Örneğin;
Burada önemli olan yalnızca unutkanlığın varlığı değil; günlük yaşamı ne kadar etkilediğidir.
Her unutkanlığın nedeni Alzheimer değildir.
Aslında hafızamızı geçici olarak etkileyebilecek pek çok durum vardır.
Bunlardan bazıları:
Özellikle son yıllarda dikkatimizi sürekli bölen telefon bildirimleri, sosyal medya ve aynı anda birçok işle uğraşma alışkanlığı nedeniyle beynimiz bilgileri yeterince güçlü bir şekilde kaydedemiyor.
Aslında bazen sorun hafızamızda değil, dikkatimizdedir.
Alzheimer hastalığında yalnızca unutkanlık değil, yeni bilgileri öğrenme ve kaydetme süreci de etkilenmeye başlar.
Kişi;
Çoğu zaman bu değişiklikleri ilk fark eden kişi hastanın kendisinden çok ailesidir.
Bu soru bana umut veren en güzel sorulardan biridir.
Evet.
Bugün biliyoruz ki demans riskini etkileyen birçok faktör değiştirilebilir.
Örneğin;
“Nörolongevity” yalnızca daha uzun yaşamak değildir.
Amaç, ilerleyen yaşlarda da öğrenmeye devam eden, karar verebilen, sosyal ilişkilerini sürdüren ve bağımsız kalabilen bir beyne sahip olmaktır.
Hafızamız kaslarımız gibidir.
Kullandıkça güçlenir.
Yeni bir dil öğrenmek, kitap okumak, arkadaşlarımızla sohbet etmek, müzikle ilgilenmek, dans etmek veya torunlarımızla oyun oynamak…
Bunların her biri beynimiz için güçlü bir egzersizdir.
Hafızanızı korumak için küçük ama etkili adımlar atabilirsiniz:
✓ Her gece 7–8 saat kaliteli uyumaya çalışın.
✓ Haftada en az 150 dakika yürüyüş veya egzersiz yapın.
✓ Kan basıncınızı, kan şekerinizi ve kolesterolünüzü düzenli olarak kontrol ettirin.
✓ İşitme kaybınız varsa ihmal etmeyin.
✓ Yeni hobiler edinin ve beyninizi öğrenmeye devam ettirin.
✓ Arkadaşlarınızla ve ailenizle düzenli görüşün.
✓ Unutkanlığınız günlük yaşamınızı etkilemeye başladıysa, bir nöroloji uzmanına başvurmayı geciktirmeyin.
Hafızamız mükemmel olmak zorunda değildir.
Hepimiz zaman zaman unuturuz.
Önemli olan, beynimizin öğrenmeye, üretmeye ve yaşamın içinde aktif kalmaya devam etmesidir.
Beyin yaşlanması kaçınılmazdır; ancak beynimizin nasıl yaşlanacağı, büyük ölçüde yaşam boyunca yaptığımız seçimlerle şekillenir.
Beynimize göstereceğimiz özen, gelecekte bize bağımsızlık, üretkenlik ve yaşam kalitesi olarak geri dönecektir.
✓ Her unutkanlık Alzheimer hastalığı anlamına gelmez.
✓ Yaşla birlikte isimleri veya eşyaların yerini zaman zaman unutmak çoğu kişide görülebilir.
✓ Günlük yaşamı etkileyen, giderek artan unutkanlık mutlaka değerlendirilmelidir.
✓ Uyku, stres, B12 vitamini eksikliği, tiroit hastalıkları ve işitme kaybı gibi birçok durum hafızayı olumsuz etkileyebilir.
✓ Beynimizi korumanın en güçlü yolu; hareket etmek, sosyal kalmak, yeni şeyler öğrenmek ve damar sağlığımıza özen göstermektir.