Bir Kitaptan Daha Fazlası: Sosyal Beyin’den Mersin Alzheimer Derneği’ne Uzanan İyilik Zinciri

Bir Kitaptan Daha Fazlası: Sosyal Beyin’den Mersin Alzheimer Derneği’ne Uzanan İyilik Zinciri

Bazı kitaplar bir masa başında planlanır. Bazıları ise yıllar boyunca biriken karşılaşmalardan, hastaların anlattıklarından, ailelerin sessiz mücadelesinden ve insanın zihninde iz bırakan sorulardan doğar.

Sosyal Beyin: Nörolongevity Yolunda Sosyal Yaşam benim için böyle bir kitap oldu.

Bu kitabın çıkış noktası yalnızca bilimsel merak değildi. Bir nörolog olarak beyin sağlığıyla geçirdiğim yıllar, demans polikliniğinde izlediğim hastalar, Mersin Alzheimer Derneği çatısı altında tanıdığım aileler ve kendi yaşamımdaki ilişkiler aynı soruda birleşti:

İnsanlarla kurduğumuz bağlar beynimizin nasıl yaşlandığını etkiler mi?

Bugün bu soru, A7 Kitap tarafından yayımlanan Sosyal Beyin ile okurlara; kitabın bütün satış geliri ise Mersin Alzheimer Derneği aracılığıyla demansla yaşayan bireylere ve ailelerine ulaşıyor.

Böylece bir kitap, yalnızca okunacak bir metin olmaktan çıkıp büyüyen bir iyilik zincirinin başlangıcına dönüşüyor.

Bir hastanın cümlesiyle başlayan yolculuk

Hastalarımla yaptığım görüşmelerde yalnızca tetkikleri, ilaçları veya belirtileri konuşmam. Vakit elverdiğince yaşamlarına, ilişkilerine, korkularına ve onları ayakta tutan şeylere de değinmeye çalışırım.

Çünkü beyin, insanın yaşamından ayrı değerlendirilemez.

Migren nedeniyle takip ettiğim bir hastam, bu sohbetlerin kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını söylemiş ve ardından şu öneride bulunmuştu:

“Hocam, bunları anlatan bir kitap yazsanız… Birçok şeyin ortasında kaybolma tehlikesi yaşayan biz orta yaş kuşağına çok faydalı olur.”

Bu cümle zihnimde kaldı.

Yıllar içinde beyin sağlığıyla geçirdiğim akademik yaşamın, Mersin Alzheimer Derneği’ndeki sivil toplum çalışmalarımın, iki oğlumu yetiştirirken gözlemlediklerimin ve geniş bir aile içinde tanıklık ettiğim ilişkilerin bana sosyal beyin hakkında söyleyecek sözler bıraktığını fark ettim.

Sosyal Beyin kitabı işte böyle doğdu.

Beyin yalnızca düşünen değil, bağ kuran bir organdır

Sağlıklı yaşamdan söz ederken çoğunlukla beslenme, hareket, uyku ve genetik miras üzerinde dururuz. Oysa güven, dostluk, aidiyet, empati ve yaşam amacı da beyin sağlığını etkileyen önemli unsurlardır.

İnsan beyni sosyal bir çevrede gelişir. Yüzleri tanımak, ses tonlarını yorumlamak, başkasının niyetini anlamak, iş birliği yapmak ve bir topluluğa ait olmak beynimizin en temel işlevleri arasındadır.

Sosyal ilişkiler sırasında dikkat, bellek, dil, planlama, empati ve duygu düzenleme sistemleri birlikte çalışır. Bir sohbet, bir dost buluşması veya ortak bir etkinlik bu nedenle yalnızca keyif veren bir deneyim değil, çok yönlü bir beyin egzersizidir.

Kitapta bu bilimsel bilgileri günlük yaşamın içinden sorularla bir araya getirmeye çalıştım:

  • Yalnız kalmak ile yalnızlaşmak arasındaki fark nedir?
  • İç sesimiz bizi destekliyor mu, yoksa tüketiyor mu?
  • Güven beyinde nasıl oluşur?
  • Affetmek ve unutmak aynı şey midir?
  • Sağlıklı hırs nerede biter, tükenme nerede başlar?
  • Dostluk, beynin görünmez ilacı neden olabilir?
  • Dijital bağlantılar gerçek bir aidiyet yaratır mı?
  • Yaşama amacı beyin sağlığını nasıl etkiler?
  • Sosyal rezervimizi güçlendirmek mümkün müdür?

Bu soruların hiçbiri yalnızca nörobiyolojiye veya yalnızca psikolojiye ait değildir. Hepsi insan olmanın farklı yüzleridir.

Bilgiden günlük yaşama uzanan 28 bölüm

Sosyal Beyin, okuyucuya yalnızca bilgi aktaran bir kitap olarak tasarlanmadı. Kendi ilişkilerine, alışkanlıklarına ve yaşamının sosyal mimarisine bakabileceği bir yol arkadaşı olmasını istedim.

Kitap beş katman ve 28 bölümden oluşuyor:

  • Kendimizle kurduğumuz ilişki
  • İki kişi arasındaki bağlar
  • Aile ve yakın çevre
  • Toplumsal yaşam
  • Anlam ve nörolongevity

Yalnızlık, iç ses, duygular, bağlanma, güven ve empatiden başlayarak; affetme, önyargı, hırs, sabır, mizah, esneklik ve güç kavramlarına uzanıyor. Ardından aile, dostluk, aşk, aidiyet, dijital sosyal ağlar, öğrenme, takım olmak ve çatışmaları ele alıyor. Son bölümlerde ise yardım etmek, amaç duygusu, sosyal rezerv ve gelecekteki benliğimizle kurduğumuz ilişki üzerinde duruyor.

Her bölümün nörobiyolojik temelini anlaşılır bir dille aktarmaya, ardından bu bilgiyi günlük yaşama taşıyacak sorular ve egzersizler sunmaya çalıştım.

Çünkü bilgi ancak yaşamımıza dokunduğunda gerçek bir değişim oluşturabilir.

Okumaktan uygulamaya: Kişisel sosyal beyin planı

Kitabın sonunda okuyucunun kendi sosyal yaşamını daha somut biçimde değerlendirebilmesi için bir çalışma defteri bulunuyor.

Bu bölümde:

  • Sosyal Beyin Skoru
  • Yalnızlık Ölçeği
  • Sosyal Rezerv Ölçeği
  • Empati Ölçeği
  • Amaç Duygusu Ölçeği
  • 30 Günlük Sosyal Beyin Programı
  • 90 Günlük Nörolongevity Planı

yer alıyor.

Amaç insanlara ideal bir sosyal yaşam tarifi vermek değil. Herkesin yaşamı, ihtiyaçları, kişiliği ve ilişki biçimi farklıdır. Hedef, okuyucunun kendi güçlü yönlerini ve geliştirmek istediği alanları fark etmesine yardımcı olmaktır.

Bazen değişim yeni ve kalabalık bir sosyal çevre kurmakla değil; uzun zamandır aranmayı bekleyen bir dostu aramakla, bir ilişkide daha dikkatli dinlemekle veya bir topluluğa düzenli katkı sunmakla başlayabilir.

Mersin Alzheimer Derneği ile yirmi yıllık yol arkadaşlığı

Mersin Alzheimer Derneği benim için yalnızca destek verdiğim bir sivil toplum kuruluşu değildir. Yirmi yılı aşkın süredir yaşamımın, mesleki yolculuğumun ve toplumsal sorumluluk anlayışımın önemli bir parçasıdır.

Bu süre içinde demansla yaşayan yüzlerce insanı ve ailelerini tanıdım. Bir tanının yalnızca hastayı değil, eşini, çocuklarını, kardeşlerini ve bakım verenlerini de nasıl etkilediğine yakından tanıklık ettim.

Demansın tıbbi yönü kadar sosyal yönü de vardır. Hastalar bilişsel becerilerini kaybederken, aileler günlük yaşam düzenlerini, sosyal çevrelerini ve bazen kendi sağlıklarını korumakta zorlanabilir.

Bu nedenle demansla mücadele yalnızca ilaçlardan ve hastane kontrollerinden oluşamaz. Hastaların güvenli sosyal ortamlara; ailelerin bilgiye, dayanışmaya ve dinlenebilecekleri destek sistemlerine ihtiyacı vardır.

Mersin Alzheimer Derneği, yıllardır bu ihtiyaca yanıt vermeye çalışıyor. Aktif yaş alma çalışmaları, sosyal etkinlikler, eğitimler ve ailelere yönelik destekler aracılığıyla insanları tanının ötesinde bir yaşamın içinde tutmayı amaçlıyor.

Neden satış gelirini bağışladım?

Sosyal Beyin kitabında güveni, dostluğu, yardımlaşmayı, gönüllülüğü ve ortak amaç duygusunu anlatırken bu kavramların yalnızca sayfalarda kalmasını istemedim.

Bu nedenle kitabın satışından elde edilen gelirin tamamını Mersin Alzheimer Derneği’ne bağışladım.

Bu karar, kitabın temel mesajının doğal bir devamıdır. Çünkü sosyal beynin özü yalnızca bağ kurmak değil, kurduğumuz bağı karşılıklı iyiliğe dönüştürebilmektir.

Bir okuyucu kitabı satın aldığında:

  • Kendi sosyal yaşamını ve beyin sağlığını değerlendirecek,
  • İlişkiler üzerine bilimsel ve gündelik bir yolculuğa çıkacak,
  • Demansla yaşayan bireylere ve ailelerine destek olacak,
  • Dayanışmanın çoğalmasına katkıda bulunacak.

Böylece bir kitap, tanımadığımız insanlar arasında bile bir sosyal bağ kuracak.

Her kitap yeni bir halkaya dönüşebilir

İyilik zincirleri çoğu zaman büyük adımlarla başlamaz. Bir fikir, bir cümle, bir kitap veya başka bir insanın yaşamına dokunma isteği yeterli olabilir.

Sosyal Beyin önümüzdeki hafta tüm satış platformlarında okurlarla buluşacak. Kitabın her yeni okuru bu zincire yeni bir halka ekleyecek.

Bir kişi kendi yalnızlığını fark edecek. Bir başkası uzun süredir konuşmadığı dostunu arayacak. Başka biri ailesiyle daha dikkatli iletişim kurmaya karar verecek. Bir okur gönüllü bir çalışmaya katılacak. Kitaptan elde edilen gelir ise demansla yaşayan bir kişinin ve ailesinin desteklenmesine katkıda bulunacak.

Bir kitabın değiştirebileceklerini bazen yalnızca satış rakamlarıyla ölçemeyiz. Asıl etki, okunduktan sonra başlayan sohbetlerde, kurulan bağlarda ve paylaşılan iyilikte görünür hâle gelir.

Sosyal Beyin, ilişkilerin beynimizi nasıl şekillendirdiğini anlatıyor. Bu kitabın yolculuğu, ilişkilerin ve dayanışmanın başka insanların yaşamını nasıl güçlendirebileceğini göstermeyi amaçlıyor.

Bu yalnızca bir kitap değil; kendimizden bir başkasına, bilgiden dayanışmaya ve sosyal beyinden ortak iyiliğe uzanan bir davettir.

avatar
Prof. Dr. Aynur ÖZGE, MD, PhD

Prof. Dr. Aynur Özge, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Nöroloji Anabilim Dalı'nda öğretim üyeliği yapmaktadır. Uzmanlık alanları arasında Algoloji ve Klinik Nörofizyoloji bulunmaktadır. Eğitimini tamamladıktan sonra akademik kariyerine odaklanarak, nöroloji alanında derinlemesine bir uzmanlık edinmiştir.