Prof. Dr. Aynur Özge
Hiç kendinize “Bu anı hiç unutamam” dediğiniz oldu mu? Öyle bir an ki; sesler, renkler, belki kokular bile hâlâ capcanlı zihninizde duruyordur.
Peki neden bazı anılar silikleşirken, bazıları sinematik bir sahne gibi canlı kalır? Beynimiz bilgileri bir video dosyası gibi mi depoluyor? Gelin, bu ilginç sorunun cevabını beynin biyolojik şifrelerinde arayalım…
Öğrenme dediğimiz süreç aslında beynimizin “kayıt tuşuna” bastığı bir süreçtir. Duyularımızdan gelen bilgiler önce kısa süreli hafızaya alınır. Eğer dikkat, anlam ve tekrar devreye girerse; bu bilgiler uzun süreli belleğe aktarılır.
İşte tam burada asetilkolin devreye girer.
Asetilkolin, dikkat, öğrenme ve hafıza gibi bilişsel işlevlerde rol alan önemli bir nörotransmitterdir.
Ne zaman yeni bir bilgiye odaklanırız, ne zaman bir şeyi “öğrenmeye çalışırız”, beyindeki asetilkolin seviyesi artar.
Bu artış, beynin bilgiyi “önemli” olarak işaretlemesine ve kayda değer bulmasına yardımcı olur.
Peki asetilkolinin düzgün çalışabilmesi için neye ihtiyacı var?
Cevap: Sitikolin.
Sitikolin (CDP-Kolin), asetilkolin üretiminde kullanılan kolin kaynağıdır.
Ayrıca beyin hücrelerinin zarlarının tamirinde ve enerji üretiminde de rol oynar. Özellikle beyin hasarı sonrası veya bilişsel işlevlerin zayıfladığı durumlarda sitikolin desteği oldukça önemlidir.
Beynimiz bazı bilgileri sıradan bir not gibi işlerken, bazılarını adeta yüksek çözünürlüklü bir videoya çeker.
Peki bunun için neler gerekir?
Yani aslında bilgileri video gibi depolayabilmemiz için beynimizin kaydı başlatacak doğru koşullara ihtiyacı vardır. Bu da kimyasal dengeler, özellikle asetilkolin ve onun destekçisi sitikolin ile yakından ilişkilidir.
Daha kalıcı öğrenme, daha güçlü hafıza ve daha sağlıklı bir beyin için:
Sevgili okurlar,
Beynimiz her gün kayıtta. Ne izlediğimizi, neye dikkat ettiğimizi ve nasıl beslendiğimizi unutmadan, o kaydı kaliteli hale getirmek bizim elimizde.
Sağlıkla, bilgiyle ve merakla kalın.