Prof. Dr. Aynur Özge
Geçtiğimiz günlerde polikliniğimde ellili yaşlarında bir hastam bana gülümseyerek şöyle dedi:
“Hocam, çevremde herkes bu zayıflama iğnelerini konuşuyor. Kilo verdiriyormuş, kalbi koruyormuş, hatta Alzheimer hastalığını bile önleyebileceğini söyleyenler var. Ben de başlamalı mıyım?”
Son birkaç yılda bu soruyu giderek daha sık duymaya başladım. Gerçekten de GLP-1 reseptör agonistleri olarak bilinen yeni nesil ilaçlar, obezite ve tip 2 diyabet tedavisinde önemli bir dönüm noktası oluşturdu. Üstelik yapılan çalışmalar, bu ilaçların yalnızca kilo vermeyi sağlamadığını; kalp-damar hastalıkları, böbrek sağlığı ve metabolik hastalıklar üzerinde de önemli faydalar sağlayabileceğini gösteriyor.
Ancak tıpta hiçbir gelişme tek yönlü değildir. Her yeni tedavi beraberinde yeni soruları da getirir. Son dönemde bilim dünyasında en çok tartışılan konuların başında ise şu soru geliyor:
“Kilo verirken kaslarımızı ve beynimizi de yeterince koruyabiliyor muyuz?”
Toplumda çoğu zaman tartıda görülen rakam başarı olarak değerlendirilir. Oysa nöroloji açısından baktığımızda durum biraz farklı.
Bizim için önemli olan yalnızca yağ dokusunun azalması değildir.
Çünkü yaş aldıkça en değerli hazinemiz yalnızca beynimiz değil, aynı zamanda kaslarımız da.
Kaslar;
Bugün biliyoruz ki kas gücünü kaybeden bireylerde yalnızca hareket kabiliyeti değil, bilişsel performans da daha hızlı gerileyebiliyor.
İşte bu nedenle nörolongevity yaklaşımında hedef yalnızca daha zayıf olmak değil; daha güçlü bir beyin ve daha güçlü bir bedenle yaş almaktır.
GLP-1 reseptör agonistleri başlangıçta diyabet tedavisi için geliştirildi.
Daha sonra yapılan büyük klinik çalışmalar;
Bunun ardından araştırmacılar daha farklı bir soruyu sormaya başladılar:
“Acaba bu ilaçlar beyni de koruyabilir mi?”
Hayvan deneyleri ve erken dönem klinik çalışmalar, GLP-1 ilaçlarının beyin hücrelerinde inflamasyonu azaltabileceğini, enerji kullanımını iyileştirebileceğini ve sinir hücrelerini koruyabilecek mekanizmaları etkileyebileceğini düşündürüyor. Bu nedenle Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı ve bazı nörodejeneratif hastalıklarda olası rolleri yoğun şekilde araştırılıyor.
Ancak bu alandaki çalışmalar henüz devam ediyor. Bugün için bu ilaçları “demansı önleyen” ya da “Alzheimer tedavisi” olarak tanımlamak doğru değildir.
Son aylarda yayınlanan çalışmaların odak noktası ise farklı bir konu oldu.
Hızlı kilo kaybı sırasında yalnızca yağ dokusu değil, kas kütlesi de azalabilir.
Özellikle;
Kas kaybı (sarkopeni) yalnızca fiziksel güç kaybı anlamına gelmez.
Aynı zamanda;
Bu nedenle artık birçok uzman yalnızca “kaç kilo verdiniz?” sorusunu değil,
“Ne kadar yağ, ne kadar kas kaybettiniz?”
sorusunu da sormaya başladı.
Son dönemde bazı hastalarda ruh hali değişiklikleri ile ilgili bildirimler nedeniyle bu konu da araştırılıyor.
Şu ana kadar elde edilen bilimsel veriler, GLP-1 ilaçlarının ciddi psikiyatrik sorunlara yol açtığını kesin olarak göstermemektedir. Hatta bazı çalışmalarda depresif belirtilerde düzelme ve yaşam kalitesinde artış bildirilmiştir.
Bununla birlikte her bireyin biyolojisi farklıdır.
Tedavi sırasında;
Ben hastalarımla konuşurken tek bir hedef belirlemiyorum.
“On kilo verelim.”
yerine,
“On yıl sonra da bağımsız yürüyebilelim.” demeyi tercih ediyorum.
Çünkü gerçek başarı;
✔ hafızamızı koruyabilmek,
✔ kaslarımızı koruyabilmek,
✔ düşmeden yaşayabilmek,
✔ üretmeye devam edebilmek,
✔ sosyal yaşamın içinde kalabilmektir.
İşte nörolongevity tam olarak bunu hedefler.
GLP-1 tedavisi kullanıyor ya da kullanmayı düşünüyorsanız şu önerileri aklınızda bulundurun:
Tıp artık yalnızca yaşam süresini uzatmayı değil, sağlıklı yaşam süresini artırmayı hedefliyor. Bunun için yalnızca kilo vermek yeterli değildir. Beynimizi, kaslarımızı ve hareket kabiliyetimizi birlikte korumalıyız.
GLP-1 ilaçları, uygun hastalarda çok önemli bir tedavi seçeneği olabilir. Ancak bu tedavinin gerçek başarısı, tartıda eksilen kilolarla değil; günlük yaşamda korunan güç, bağımsızlık ve yaşam kalitesiyle ölçülmelidir.
✓ GLP-1 ilaçları birçok hasta için etkili ve değerli tedavilerdir; ancak her hasta için uygun olmayabilir.
✓ Hızlı kilo kaybı sırasında kas kütlesini korumak en az yağ kaybetmek kadar önemlidir.
✓ Direnç egzersizleri ve yeterli protein alımı tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.
✓ Bu ilaçların beyin sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dair umut verici çalışmalar olsa da, Alzheimer veya diğer nörodejeneratif hastalıkları önlediği ya da tedavi ettiği henüz kanıtlanmamıştır.
✓ Gerçek hedef, yalnızca daha zayıf olmak değil; daha güçlü bir beyin, daha güçlü kaslar ve daha bağımsız bir yaşamla sağlıklı yaş almaktır.
Unutmayın: Sağlıklı yaş almak, yalnızca yıllara yıllar eklemek değildir. Asıl hedef; hafızamızı, hareket kabiliyetimizi, üretkenliğimizi ve yaşam sevincimizi koruyarak yıllara yaşam katabilmektir. Bu da nörolongevity yaklaşımının özünü oluşturur.