Prof. Dr. Aynur Özge
Ayşegül Hanım 29 yaşında, sosyal hizmet uzmanı. Migrenle üniversite yıllarından beri mücadele ediyor. Ancak son 2 yıldır işler daha da zorlaştı. Baş ağrıları arttı, ama asıl değişen şey “baş ağrısı gelmeden önce” hissettikleri oldu. Sürekli bir tetikte olma hali, en küçük bir ışıkta ya da yorgunlukta “eyvah geliyor” paniği…
Migren sadece başını değil, hayatını esir almaya başlamıştı.
Bu yazıda size Ayşegül Hanım’ın yaşadıklarının ne kadar yaygın olduğunu ve migrenle birlikte görülen kaygı bozukluklarının aslında ne kadar önemli bir sorun olduğunu anlatacağım. Güncel ve kapsamlı bir inceleme yazısı olan Raudenská ve arkadaşlarının 2025 yılında Current Pain and Headache Reports’ta yayımlanan çalışmasına ve 30 yılı aşan hasta deneyimlerime dayanarak…
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, migren hastalarının %20 ila %75’i aynı zamanda bir kaygı bozukluğu yaşıyor. Bu kaygılar sadece klinik tanı almış bozukluklar değil;
Araştırmaya göre migrenle birlikte en sık görülen durumlar:
Ayrıca migrenli bireylerde “cephalalgiaphobia” (baş ağrısı yaşama korkusu) ve “cogniphobia” (düşünme, zihinsel çaba göstermenin ağrıyı tetikleyeceği korkusu) gibi özel fobiler de sık görülüyor.
Migrenle yaşayan bireyler için yalnız olmadığınızı bilmeniz önemli.
Global Migraine & Pain Society (GMPS), bilgilendirici kaynaklar, hasta destek programları ve güncel gelişmeleri sizlere ulaştırmak için çalışıyor.Daha fazlası için: 🔗 www.migraine-pain.org
Migren yalnızca bir ağrı değil; bedenin ve zihnin birlikte mücadele ettiği bir süreçtir.
Migren ve kaygı arasındaki ilişkiyi fark ettiğimizde, tedavi sadece ağrıyı azaltmakla kalmaz, yaşam kalitesini de yükseltir.
Unutmayın: “Sadece başınız değil, kalbiniz ve ruhunuz da şefkate ihtiyaç duyar.”