Prof. Dr. Aynur Özge
İnsan beyni, doğduğumuzda yaklaşık 86 milyar nöronla, yani sinir hücreleriyle doludur. Bu nöronlar, doğumdan itibaren hızla gelişir ve birbirleriyle iletişim kurmak için bağlantılar oluşturur.
Peki, beynimiz nasıl gelişir ve nasıl öğreniriz? İşte bu büyüleyici sürecin basit bir açıklaması:
Öğrenme, beynimizin çevremizden gelen bilgileri alması, işlemesi ve depolaması sürecidir. Bu sürecin nasıl işlediğine bir göz atalım:
Ortalama bir insan beyninde yaklaşık 86 milyar nöron bulunur ve her bir nöron, diğer nöronlarla binlerce bağlantı kurabilir. Bu durum, beynimizde yaklaşık 100 trilyon sinapsın (bağlantı noktası) bulunmasına yol açar. Bu devasa nöral network, beynimizin karmaşık görevleri yerine getirmesini ve bilgi işlem kapasitesini sağlar. Bu kapasitenin hali hazırda insan eliyle var olan en yüksek kapasiteli bilgisayarların bile yüzlerce kat üstünde işlem gücüne denk geldiğini söylemek hayal etmeyi kolaylaştırır.
Beynimizin inanılmaz bir özelliği olan nöroplastisite sayesinde, beynimiz yeni şeyler öğrendiğinde kendini yeniden yapılandırabilir ve yeni bağlantılar oluşturabilir. Bu sayede, yaşam boyu öğrenmeye devam edebiliriz.
Merak etmek ve yeni bilgiler öğrenmek, sadece bilgi dağarcığımızı genişletmekle kalmaz, aynı zamanda beynimizi aktif tutar. Araştırmalar, sürekli olarak yeni şeyler öğrenmenin ve zihni meşgul etmenin Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların gelişimini yavaşlatabileceğini göstermektedir. Beynimizi sürekli olarak zorlamak ve yeni bağlantılar kurmak, nöroplastisiteyi destekler ve bilişsel rezervimizi artırarak yaşlanmanın etkilerini hafifletir.
Sağlıklı bir yaşam tarzı, düzenli fiziksel ve zihinsel aktiviteler ve sürekli öğrenme, beynimizin sağlıklı kalmasına ve güçlü olmasına yardımcı olur. Unutmayın, beyniniz de tıpkı kaslarınız gibi çalıştıkça güçlenir!