Muayenehanemden Bir Soru: “Hocam, B12 vitaminim normal çıktı. Artık takviyeyi bırakabilir miyim?”
Geçtiğimiz günlerde takip ettiğim bir hastam kontrol sonuçlarına bakarken yüzünde memnun bir ifadeyle bana döndü.
“Hocam, el ayak uyuşmalarım rahatladı, şükür. Aile hekiminden rica etmiştim, B12 vitaminim artık normal sınırlarda. Demek ki düzeldi. Bundan sonra ilacı bırakabilir miyim?”
Bu, muayenehanemde en sık karşılaştığım sorulardan biri. Aslında sadece B12 vitamini için değil; D vitamini, demir ve diğer birçok vitamin desteği için de benzer bir düşünce oluşuyor. Kan tahlilinde değer normale gelince tedavinin tamamlandığı düşünülüyor.
Oysa B12 vitamini söz konusu olduğunda cevap her zaman bu kadar basit değildir.
B12 vitamini yalnızca bir “kan vitamini” değildir.
Sinir hücrelerinin sağlıklı çalışması, hafıza, dikkat, öğrenme, denge, el ve ayaklardaki sinirlerin korunması ve kan hücrelerinin yapımı için vazgeçilmezdir.
B12 eksikliğinde;
Bu nedenle nörolojide B12 düzeyini yalnızca laboratuvar sonucu olarak değil, beynimizin ve sinir sistemimizin sağlığını destekleyen önemli bir gösterge olarak değerlendiriyoruz.
B12 vitamini tedavisine başladıktan sonra kandaki değerlerin yükselmesi beklenen bir durumdur.
Ancak burada önemli olan soru şudur:
Eğer eksikliğin nedeni;
gibi devam eden bir durumsa, yalnızca kan değerinin normale dönmesi sorunun tamamen çözüldüğü anlamına gelmeyebilir.
Bazı kişilerde uzun süreli, hatta yaşam boyu destek tedavisi gerekebilir.
Bu nedenle B12 tedavisini bırakma kararı yalnızca laboratuvar sonucuna bakılarak verilmemelidir.
Hastalarımın sık sorduğu bir diğer soru ise şudur:
“Hocam, fazla B12 alırsam vücuduma zarar verir mi?”
B12 vitamini suda eriyen vitaminler grubundadır.
Bu nedenle sağlıklı böbrek fonksiyonlarına sahip bireylerde gereğinden fazla alınan miktarın önemli bir bölümü idrarla atılır.
Elbette bu bilgi, gereksiz ve kontrolsüz vitamin kullanımını teşvik etmez. Her vitamin desteği gibi B12 de doğru dozda ve doğru sürede kullanılmalıdır.
Ancak B12’nin suda eriyen yapısı nedeniyle, eksikliği bulunan ve hekim önerisiyle tedavi alan kişilerde “değerim biraz yükseldi, acaba zararlı mı oldu?” kaygısına çoğu zaman gerek yoktur.
Asıl önemli olan, tedavinin gerçekten işe yarayıp yaramadığını doğru şekilde değerlendirebilmektir.
B12 vitaminiyle ilgili en önemli ama en az bilinen kavramlardan biri homosisteindir.
Homosistein, vücudumuzda doğal olarak oluşan bir amino asit ara ürünüdür. Normal koşullarda B12 vitamini, folik asit ve B6 vitamini sayesinde yeniden dönüştürülerek dengede tutulur.
Ancak B12 yetersiz olduğunda bu dönüşüm aksayabilir ve homosistein düzeyi yükselmeye başlayabilir.
Bu nedenle bazen kandaki B12 değeri normal sınırlarda görünse bile, hücresel düzeyde vitaminin yeterince etkili çalışmadığını homosistein yüksekliği gösterebilir.
Başka bir ifadeyle;
B12 miktarı normal olabilir, ancak B12’nin yaptığı iş tam olarak normal olmayabilir.
Yüksek homosistein düzeyi;
Bu nedenle özellikle;
gerektiğinde homosistein düzeyinin değerlendirilmesi tedaviyi daha doğru yönlendirmemize yardımcı olabilir.
Elbette homosistein tek başına tanı koyduran bir test değildir. Klinik bulgular, B12, folat ve gerektiğinde diğer laboratuvar incelemeleriyle birlikte yorumlanmalıdır.
Hastalarıma her zaman şunu söylüyorum:
Laboratuvar sonuçlarını değil, hastayı tedavi ediyoruz.
Eğer;
takviyenin azaltılması veya sonlandırılması düşünülebilir.
Ancak eksikliğe yol açan neden devam ediyorsa, tedaviyi erken kesmek birkaç ay içinde aynı sorunun tekrar ortaya çıkmasına neden olabilir.
✓ B12 sonucunuz normale çıktı diye ilacınızı kendi kendinize bırakmayın.
✓ Öncelikle eksikliğin neden geliştiğini öğrenin.
✓ Dengeli beslenmeye özen gösterin; özellikle hayvansal kaynaklı besin tüketemeyen kişilerde düzenli takip önemlidir.
✓ Unutkanlık, uyuşma veya denge sorunları devam ediyorsa bunu mutlaka hekiminizle paylaşın.
✓ Gerektiğinde yalnızca B12 düzeyinin değil, homosistein gibi B12’nin vücuttaki etkisini gösteren belirteçlerin de değerlendirilmesini isteyin.
Beynimizi korumak yalnızca eksik vitaminleri yerine koymakla sınırlı değildir. Asıl amaç, sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasını sürdürebilecek biyolojik dengeyi koruyabilmektir.
Bu nedenle B12 vitamini tedavisinde hedefimiz sadece laboratuvar sonucunu “normal” yapmak değil; beynimizi, damarlarımızı ve sinir sistemimizi uzun yıllar sağlıklı tutabilecek metabolik ortamı oluşturmaktır.
Bazen tek bir sayı değil, o sayının vücudumuzda gerçekten işe yarayıp yaramadığı daha önemlidir. İşte homosistein ölçümü de bu nedenle, uygun hastalarda bize değerli bilgiler sunabilir.
✓ B12 vitamini sinir sistemi ve beyin sağlığı için vazgeçilmezdir.
✓ Kan düzeyinin normale dönmesi her zaman tedavinin tamamlandığı anlamına gelmez.
✓ B12 suda eriyen bir vitamindir; hekim önerisiyle kullanılan uygun dozların önemli bir kısmı gerektiğinde idrarla atılır.
✓ Homosistein yüksekliği, B12’nin hücresel düzeyde yeterince etkili çalışmadığını gösterebilir ve uygun hastalarda tedavi takibinde önemli bir yol göstericidir.
✓ Gerçek hedef yalnızca laboratuvar değerlerini düzeltmek değil; beynimizi, sinir sistemimizi ve yaşam kalitemizi uzun yıllar boyunca koruyabilmektir.