Başağrısı, kafa veya yüzde hissedilen ağrı duyusudur. Göz, şakak, alın, burun, çene, ense ağrının sık ortaya çıktığı bölgelerdir. Ağrı zonklama, yanma, batma, saplanma veya sıkıştırma şeklinde hissedilebilir.

Başağrısı yeryüzünde en sık karşılaşılan hastalık belirtisidir. İnsanların % 95'i hayatları boyunca en az 1 kez başağrısı geçirirler. Başağrısı başka bir hastalık seyrinde ortaya çıkabileceği gibi, başka bir nedene bağlı olmadan (migren gibi) tek başına bir hastalığı da temsil edebilir.

Ülkemizde yapılan saha çalışmalarında (Ertas ve ark, 2012; Özge ve ark, 2002; 2010; 2012, Zarifoğlu ve ark, 2007)

  • Başağrısının toplumda sık rastlandığı,
  • Toplumumuzdaki bireylerin %44.6’sının tekrarlayan başağrısı şikayetlerinin olduğu,
  • Toplumumuzdaki bireylerin % 16.4’ünün migren tanısı alan başağrıları olduğu,
  • Toplumumuzdaki bireylerin %5.1’inin Gerilim Tipi Başağrısı (GTB) tanısı aldığı,
  • İlaveten son 1 yılda yaşadıkları ağrılar nedeniyle toplumumuzdaki bireylerin %12.4’ünün muhtemel migren, %9.5’inin muhtemel GTB grubuna girdiği,
  • Migren’in her iki cinste 35-40 yaş grubunda en sık olduğu,
  • Migrenli hastaların üçte ikisi bir hekime başvururken, GTB hastalarının yalnızca üçte birinin hekime başvurduğu,
  • Kadınlarda düşük sosyoekonomik düzeye sahip olanlarda migrenin daha sık görüldüğü,
  • Toplumumuzdaki bireylerin %3.3’ünde ayda 15 güden daha sık (kronikleşmiş/ müzminleşmiş) başağrısı görüldüğü,
  • Toplumumuzdaki bireylerin %2.1’inde ağrı kesicileri hatalı bir şekilde sık kullanmaya bağlı Ağrı Kesici Başağrısı görüldüğü,
  • Başağrılarının topluma sosyoekonomik yükünün çok fazla olduğu
  • Başağrılarının kişilerin günlük yaşam işlevlerini önemli ölçüde aksattığı (Hastaların dörtte biri ağrı sırasında işlevselliklerini tama yakın kaybederler)
  • Öğrencilerimizde ilköğretim döneminde %49.2, lise döneminde %79.3 oranında başağrısı görüldüğü,
  • İlköğretimdeki öğrencilerin %10.4, lise öğrencilerinin %18.6’sının migren başağrısı yaşadıkları
  • Başağrısı olan çocuk ve ergenlerde ders başarıları ve boş zaman aktivitelerinin ağrıları nedeniyle aksadığı,
  • Çocuk ve ergenlerin %11.2’sinin başağrıları için bilinçsiz şekilde ağrı kesici tükettiği,
  • Malesef ailelerin %33.5’inin çocuklarının başağrısından haberdar olmadığı tespit edilmiştir.
Hangi durumlarda başağrısı tehlikelidir?

  • Ani başlangıçlı şiddetli baş ağrısı
  • Hayatındaki en kötü baş ağrısı
  • Yeni başlamış, şiddeti giderek artan başağrısı
  • Başağrısı ile birlikte huy değişikliği varsa
  • Başağrısı uzanınca veya dinlenince kötüleşiyorsa
  • Başağrısı, spor yapınca, öksürme, hapşırma veya cinsel ilişki ile baş ağrısı kötüleşiyorsa
  • Başağrısı ile birlikte sara krizi geçiriyorsa
  • Baş ağrısına çift görme, yürüme/konuşma bozukluğu gibi olağan olmayan belirtiler eşlik ediyorsa,
  • Baş ağrısının sürekli aynı tarafta oluyorsa
  • Başağrısı ilk kez 50 yaş üstünde ortaya çıkmışsa
  • Baş ağrısı ateş, bilinç değişikliği veya döküntüyle birlikte ortaya çıkmışsa
  • Başağrısı ile birlikte hasta sürekli kusuyorsa
  • Başağrısı ile birlikte kulak kanalında ağrı varsa
  • Kanser hastasında başağrısı ortaya çıkmışsa,
MUTLAKA BİR UZMANA DANIŞILMALIDIR.

MİGREN

Migren genetik yatkınlık taşıyan kişilerde çevresel ve iç faktörlerle tetiklenen, çoğunlukla başın bir yarısında hissedilen zonklayıcı başağrısı ataklarıdır. Başağrısının yanı sıra ışık, ses, kokuya aşırı hassasiyet, bulantı, bazen kusma da görülebilmektedir. Ağrı saatler veya günlerce sürebilir. Toplumda yaklaşık her 5 kişiden birinde görülmektedir ve bu özelliği ile toplumda 50 yaş altında en sık karşılaşılan nörolojik hastalıktır. Ataklar ve ağrı en yoğun 35- 45 yaşları arasında ortaya çıkmakta, bu yıllarda kadınlarda erkelerin 3 katı daha fazla migren atağı görülmektedir. İlerleyen yaşlarda ataklar genellikle azalarak kaybolmaktadır. Bununla birlikte hastaların %10 kadarında 50 yaş sonrasında da migren ağrıları sürmektedir.

Migren ataklarını tetiklediği bilinen başlıca durumlar şunlardır;

  • Çevresel nedenler;
  • Aşırı sıcak/soğuğa maruz kalmaBaş/boyun zedelenmeleri
  • oku (parfüm/sigara)
  • Hava Değişikliği
  • Parlak ışık,
  • Yüksek rakım/uçmak,
  • Gürültü
  • Alışkanlıklar;
  • Uzun süreli yüksek düzeyde stres
  • Sigara
  • Uyku düzeninde bozukluk
  • Öğünleri atlama/zayıf beslenme
  • Hormonlarla ilgili durumlar;
  • Ergenliğe girme
  • Regl dönemi
  • Doğum kontrol hapı kullanma
  • GebelikÖstrojen tedavisi
  • Menapoz
  • Gıdalar (bunlar eğer hastada atağı tetiklemişse anlamlıdır, aksi halde dikkate alınmamalıdır);
  • Kafein
  • Aspartam
  • ÇikolataAlkol (kırmızı şarap, bira)
  • Monosodyum glutamat ve nitritli besinler (sosis, salam, ve lezzet için glutamat katkılı yiyecekler)
  • Mayalı yiyecekler
  • Aşırı tuzlu ve yağlı yiyecekler (turşu, kızartma vb)
  • Narenciye ürünleri
  • Bazı ilaçlar;
  • Kalp ve tansiyon ilaçları (İsosorbid-dinitrat, Nifedipin, Kaptopril,vb)
  • Ülser ilaçları (Cimetidin,Ranitidine)
  • Doğum kontrol hapları, hormon tedavisi
  • Antibiyotikler (Trimethoprin-Sulfomethoxozole)

Migren farklı türleri olan, aynı hastada bile yıllar içinde şekli değişebilen bir hastalıktır. Erken tanı ve doğru bir tedavi ile hastanın yaşam kalitesi bozulmadan ve ek sorunlara yol açmadan baş edilebilir. Günümüzde “atak tedavisi” adı verilen başağrısı ataklarını geçirmeye yönelik tedaviler, “proflaksi” adı verilen başağrısı ataklarını önlemeye yönelik tedaviler ve ilaç dışı tedavi yaklaşımları (biyofeedback, TENS, BOTOX vb) uzmanlar tarafından başarıyla uygulanmaktadır.

Her hastanın ağrılarını bir günlüğe kaydetmesi ve doktor vizitesine giderken yanında götürmesi tedavinin etkinliğini artıracaktır.

Genetik yatkınlık nedeniyle özellikle migrenli annelerin çocuklarında gözledikleri farklı durumların (sebepsiz karın ağrıları, kusmalar, vb) migren ile ilişkisinin olup olmadığı konusunda doktorlarına danışmaları önerilmektedir.

Migren dışında yüzlerce başağrısı nedeni vardır. Her birinin kendisine özgü karakteri, teşhis yöntemi ve tedavisi vardır. Detaylı bilgi için DAHA FAZLA OKUMA bölümündeki kaynaklara veya doktorunuza başvurabilirsiniz.

TÜM NOROLOJİK HASTALIKLAR